Gaziantep deplasmanındaki 0-0'lık sonuç, Fenerbahçe için taktiksel yetersizlikten ziyade belirsizliğin getirdiği özgüvensizlik olarak sahaya yansıdı. Motivasyon kaybı ve ağır bir psikolojik baskının doğrudan bir sonucu olarak sarı-lacivertliler, İstanbul'a 2 puan daha kaybederek döndü.
Roma maçından sonra Fenerbahçe'de teknik direktör İsmail Kartal gitti geldi, gitti geldi. Aziz Yıldırım'ın "dönecek" demesine rağmen dönmedi ama sonunda Cihan Kamer ve Oğuz Çetin kendisini ikna etti. Kartal idmana çıktı, Gaziantep maçında takımın başında sahadaydı.
Ancak Fenerbahçe belki de sezonun en kötü futbolunu oynadı ve sahadan 0-0'lık beraberlikle ayrıldı. Yönetimin olmasa bile camianın yüksek sesle alternatif arayışına girmesi, Antonio Conte'nin adının öne çıkması İsmail Kartal’ın futbolcular gözündeki yetkisini zedeledi.
Oyuncular, "geçici" veya "her an gidebilir" algısıyla sahaya çıktıkları bir teknik adamın stratejik disiplinine tam anlamıyla sadık kalmakta zorlandı. Roma maçının getirdiği ağır travma ve ardından günlerce süren istifa/geri dönme belirsizliği, hem teknik heyetin hem de takımın zihinsel enerjisini tüketti.
Gaziantep karşısındaki reaksiyonsuzluk; fiziksel değil, zihinsel bir tükenmişliğin yansımasıydı. İkna süreçleri sonucunda "son bir şans" havasıyla göreve dönen bir teknik adam ve üzerlerinde şampiyonluk baskısı hisseden futbolcular risk almaktan kaçındı. Sahaya galibiyet arzusundan çok, "yeni bir krize yol açacak bir mağlubiyet almayalım" düşüncesi hâkim oldu.
Saha dışındaki kaos, Aziz Yıldırım ve yöneticilerin açıklamaları ile medyadaki spekülasyonlar, oyuncuların tamamen maça odaklanmasını engelledi. Soyunma odasındaki taktiksel bütünlük, saha dışı gündemlerin gölgesinde kaldı.